Türkiye'den Dünyaya Yayılan Kapsayıcı Spor Branşı

Topluma Karşı Bir Borcumuz Var:

Bilgimizi Paylaşmak, Hayatlara Dokunmak

Bazı başarılar kendimiz için kazanılır. Bazıları ise başkalarının hayatında bir iz bırakmak için…

Öğretmen, eğitmen, antrenör, yönetici, akademisyen, iş insanı ya da kamu görevlisi olabiliriz. Mesleklerimiz, unvanlarımız ve imkânlarımız farklı olsa da hepimizin ortak bir sorumluluğu var: Sahip olduğumuz bilgi, deneyim ve fırsatları toplumun yararına kullanmak.

Çünkü gerçek başarı, yalnızca kendi hayatımızda yükselmek değil, başkalarının da yükselmesine katkı sunabilmektir.

Peki, sahip olduğumuz imkânlardan ne kadarını başkalarının hayatını kolaylaştırmak için kullanıyoruz? Kaç çocuğun, kaç gencin, kaç dezavantajlı bireyin hayatına dokunabiliyoruz? Ve bizden sonra geriye ne bırakacağız?

Bir Raket, Bir Fırsat, Bir Hayat…

Uluslararası Raket Sporları Derneği öncülüğünde Davut Güngör ve Alex Nışan Kıllıoğlu tarafından geliştirilen Pick-Pong, yalnızca yeni bir spor branşı değil; farklı yaşlardan, fiziksel yeterliliklerden ve yaşam koşullarından insanları aynı sahada buluşturmayı amaçlayan kapsayıcı bir spor modelidir.

Okullardan üniversitelere, gençlik merkezlerinden bakım ve rehabilitasyon merkezlerine uzanan çalışmaların temelinde tek bir düşünce var: “Kimse Geride Kalmasın”

Çünkü her çocuğun pick-pong ile başarabilme duygusu yaşaması,her gencin kendini keşfetmesi, her yaşlının sosyal hayata katılma ve her engelli bireyin yalnızca kendisi gibi engellilerle değil de engelli olmayan bireylerle’de eşit şartlarda rekabet etme fırsatına sahip olması gerektiğine inanıyoruz.

Bazen bir raket, bir insanın kendine olan güvenini yeniden keşfetmesine vesile olabilir. Bazen bir oyun, birbirini tanımayan insanları aynı amaç etrafında buluşturabilir. Bazen de bir eğitmenin attığı küçük bir adım, bir çocuğun, bir gencin, bir yaşlının ya da bir engelli bireyin hayata dahil olmasına katkı sağlayabilir.

Asıl Mesele, Ne Başardığımız Değil; Birlikte Başarabilmektir.

Bir öğretmenin sorumluluğu yalnızca ders anlatmakla, bir antrenörün görevi yalnızca sporcu yetiştirmekle, bir yöneticinin başarısı yalnızca hedeflere ulaşmakla sınırlı değildir.

Her birimizin, kendi alanımızın sınırlarını aşarak toplumsal fayda üretme gücü vardır.

Bunun için büyük bütçelere, görkemli projelere ya da olağanüstü imkânlara sahip olmak zorunda değiliz. Bazen bir çocuğa fırsat vermek, bir gönüllüye yol göstermek, bir okulda spor etkinliği başlatmak veya imkânı kısıtlı bir insanı hayatın içine davet etmek yeterlidir.

Önemli olan, sahip olduklarımızı yalnızca kendimiz için değil, başkaları için de anlamlı hâle getirebilmektir.

Pick-Pog sporunda “Eşit Katılım, Eşit Rekabet” anlayışı da bu düşüncenin bir ifadesidir. Çünkü sporun gerçek değeri yalnızca kazananları belirlemesinde değil; insanları bir araya getirmesinde, fırsatları çoğaltmasında ve toplumsal bağları güçlendirmesinde saklıdır.

Peki, Bizden Sonra Ne Kalacak?

Unvanlarımız değişebilir, görevlerimiz sona erebilir, başarılarımız zamanla unutulabilir. Ancak bir insanın hayatına kattığımız değer, yetişmesine katkıda bulunduğumuz bir çocuk ve toplum için başlattığımız faydalı bir çalışma yaşamaya devam edebilir.

Çünkü topluma karşı sorumluluğumuz, yalnızca yaptıklarımızla değil, yapabilecekken yapmadıklarımızla da ilgilidir.

Davut GÜNGÖR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir