Pick-Pong’un Doğuşu ve Kapsayıcı Bir Sporun Küresel Yolculuğu
Bir spor branşı bazen bir saha ile değil, bir fikirle doğar.
Spor tarihine baktığımızda birçok branşın belirli ülkelerde ortaya çıktığını ve zaman içerisinde dünyanın farklı coğrafyalarına yayıldığını görürüz. Ancak yeni bir spor branşının doğuşu yalnızca yeni kurallar, yeni ekipmanlar veya yeni bir oyun alanı oluşturmak anlamına gelmez.
Asıl önemli olan, “Neden yeni bir spora ihtiyaç var?” sorusuna verilen cevaptır.
Türkiye’de geliştirilen Pick-Pong, işte bu soruya “spor herkes için her yerde erişilebilir olmalı” cevabını veren yeni nesil bir raket sporu olarak ortaya çıkıyor.
Uluslararası Raket Sporları Derneği öncülüğünde Davut Güngör ve Alex Nışan Kıllıoğlu tarafından geliştirilen Pick-Pong; pickleball, masa tenisi ve diğer raket sporlarının dinamiklerinden yararlanırken kendi oyun yapısını ve kapsayıcı yaklaşımını oluşturuyor. Branşın temelinde ise iki güçlü anlayış bulunuyor:
Herkes için her yerde Eşit katılım, Eşit rekabet.
Türkiye’den çıkan yeni bir spor mümkün mü?
Türkiye, spor tarihinde çok güçlü bir spor kültürüne sahip olmasına rağmen, dünyaya kendi adıyla yayılan yeni spor branşlarının sayısı oldukça sınırlı.
İşte Pick-Pong’u önemli kılan noktalardan biri burada ortaya çıkıyor.
Pick-Pong yalnızca Türkiye’de oynanan yeni bir oyun olarak değil, Türkiye’de geliştirilen ve uluslararası ölçekte yaygınlaştırılması hedeflenen bir spor branşı olarak yapılandırılıyor.
Bu açıdan hikâyenin merkezinde yalnızca spor değil, bir girişim ve vizyon da bulunuyor.
Davut Güngör’ün yıllardır farklı raket sporlarının Türkiye’de yaygınlaşması için yürüttüğü çalışmaların devamında Pick-Pong’un geliştirilmesi, sporun toplumun daha geniş kesimlerine ulaştırılması fikrini yeni bir boyuta taşıdı.
Buradaki temel düşünce oldukça basit:
Bir insanın spor yapabilmesi için profesyonel sporcu olması gerekmemeli.
Bir çocuğun, bir üniversite öğrencisinin, bir yaşlının, engelli bir bireyin veya daha önce hiçbir spor branşına katılmamış bir kişinin de aynı sahaya çıkabilmesi mümkün olmalı.
Pick-Pong’un doğuşunda bu düşünce önemli bir yer tutuyor.
Pick-Pong neden “kapsayıcı” bir spor?
Geleneksel spor modellerinde performans çoğu zaman belirli fiziksel özellikler üzerinden değerlendirilir.
Pick-Pong ise farklı bir bakış açısı ortaya koyuyor.
Burada amaç yalnızca en hızlı, en güçlü veya en deneyimli sporcuyu bulmak değil; farklı bireylerin aynı oyun içerisinde birlikte bulunabilmesini sağlamak.
Bu nedenle Pick-Pong;
- Çocukları, gençleri ve yetişkinleri,
- Kadınları ve erkekleri,
- Farklı fiziksel yeterliliklere sahip bireyleri,
- Engelli ve engelsiz bireyleri,
- Farklı sosyal ve ekonomik çevrelerden gelen insanları aynı spor kültürünün içerisinde buluşturmayı hedefliyor.
Bu yaklaşım, Pick-Pong’u yalnızca bir raket sporu olmaktan çıkarıp kapsayıcı spor modeli haline getiriyor.
“Kimse geride kalmasın”
Pick-Pong’un arkasındaki en güçlü ifadelerden biri:
Kimse Geride Kalmasın.
Bu slogan aslında bir spor branşının sosyal felsefesini anlatıyor.
Çünkü spor yalnızca madalya kazanmak değildir.
Spor; bir çocuğun ilk kez takım arkadaşları edinmesidir.
Bir gencin telefon ekranından uzaklaşıp gerçek bir sosyal çevrenin parçası olmasıdır.
Daha önce spor yapmamış bir kişinin “Ben de yapabiliyorum.” diyebilmesidir.
Engelli bir bireyin yalnızca izleyen değil, yarışan ve kazanan kişi olabilmesidir.
Bir yaşlının gençlerle aynı sahayı paylaşabilmesidir.
Ve bazen bir insanın kendisine yeniden güvenmesidir.
Pick-Pong’un Türkiye’deki uygulamalarında okullar, üniversiteler, bakım merkezleri, rehabilitasyon merkezleri ve farklı sosyal sorumluluk projeleri bu anlayışın uygulama alanları olarak öne çıkıyor.
Davut Güngör: Bir spor branşını yaygınlaştırmaktan daha fazlası
Pick-Pong hikâyesinde Davut Güngör’ün rolü yalnızca bir spor yöneticisi veya organizatör olarak değerlendirilemez.
Güngör’ün farklı spor projelerinde edindiği deneyim, sporun yalnızca profesyonel sporcular için değil, toplumun tamamı için bir araç olarak kullanılabileceği fikrinin gelişmesinde etkili oldu.
Pick-Pong’un geliştirilmesiyle birlikte bu yaklaşım yeni bir hedef kazandı:
Türkiye’de bir spor branşı geliştirmek ve bu branşı Türkiye’den dünyaya taşımak.
Güngör ve Alex Nışan Kıllıoğlu’nun son dönemdeki çalışmalarında Pick-Pong’un eğitim kurumlarından sosyal projelere, bakım merkezlerinden gençlik çalışmalarına kadar farklı alanlarda kullanılması bu vizyonun önemli parçalarından biri.
Örneğin Dünya Fair Play Günü etkinliklerinde Pick-Pong, sosyal uyum ve rehabilitasyon amacı taşıyan spor temelli çalışmanın parçalarından biri olarak yer aldı. Etkinlikte kadın ve erkek sporcuların, farklı yaş gruplarının, ailelerin ve farklı fiziksel yapıya sahip bireylerin birlikte mücadele ettiği kapsayıcı ve rekabet odaklı maçları gerçekleştirildi.
Bu durum Pick-Pong’un yalnızca bir spor salonunda değil, toplumsal yaşamın farklı alanlarında kullanılabilecek bir spor modeli olarak tasarlandığını gösteriyor.
Bir spor branşının Türkiye’den dünyaya açılması
Bir sporun doğması ile dünyaya yayılması arasında büyük bir fark vardır.
Bir oyunu icat etmek mümkündür.
Ancak onu bir spor branşına dönüştürmek; kurallar, eğitim sistemleri, antrenörler, hakemler, turnuvalar, sporcular, kulüpler, organizasyonlar, eşitlikçi ekipman standartları ve uluslararası bir yapı gerektirir.
Uluslararası Raket Sporları Derneği tarafından antrenör ve hakem eğitimlerinin düzenlenmesi, oyun kurallarının oluşturulması ve organizasyonların gerçekleştirilmesi, branşın sistematik bir yapıya kavuşması açısından önem taşıyor.
Bu süreç, bir oyunun spor branşına dönüşmesindeki en kritik aşamalardan birini oluşturuyor.
Gönül Kupası: Bir sporun gerçek anlamını gösteren organizasyon
Pick-Pong’un kapsayıcı karakterini gösteren en dikkat çekici örneklerden biri ise Gönül Kupası Pick-Pong Türkiye Şampiyonası oldu.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Farklı Bakanlıklara bağlı kurumlarda yaşamını sürdüren bireylerin katılımıyla gerçekleştirilen organizasyonlar, Pick-Pong’un yalnızca performans ve rekabet odaklı olmadığını gösterdi.
TRT Spor’da yer alan haberde de Gönül Kupası’nın sporun birleştirici gücünü öne çıkaran yapısına dikkat çekildi.
Burada önemli olan yalnızca kimin kazandığı değil, asıl başarı, daha önce sporun dışında kalabilen insanların sporun merkezine taşınmasıydı.
Bu nedenle Gönül Kupası, Pick-Pong’un felsefesini anlatan önemli örneklerden biri haline geldi.
Pick-Pong artık yalnızca Türkiye’nin hikâyesi değil
Türkiye’de başlayan hikâyenin uluslararası alanda görünürlük kazanması da Pick-Pong’un gelişimindeki önemli aşamalardan biri.
2023 den itibaren Dünya Fair Play Günü kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerde Pick-Pong gösterileri düzenlendi ve uluslararası Fair Play platformlarında Türkiye’de geliştirilen kapsayıcı bir spor olarak yer aldı.
Bu önemli bir ayrıntı.
Çünkü Türkiye’de geliştirilen bir sporun uluslararası bir Fair Play organizasyonunda tanıtılması, branşın yalnızca yerel bir proje olmadığını; evrensel değerler üzerinden kendisine uluslararası bir alan açmaya başladığını gösteriyor.
Fair Play’in merkezinde bulunan;
saygı, eşitlik, dürüstlük, dayanışma ve birlikte mücadele gibi değerler Pick-Pong’un “Eşit Katılım, Eşit Rekabet” yaklaşımıyla doğrudan örtüşüyor.
Spor diplomasisi açısından yeni bir fırsat
Bir ülke dünyaya yalnızca ürünlerini veya kültürünü değil, sporlarını da ihraç edebilir.
Futbol, basketbol, voleybol, tenis ve birçok spor branşı bugün ülkeler arasında kültürel bir iletişim aracı olarak kullanılıyor.
Türkiye açısından Pick-Pong bu noktada farklı bir fırsat yaratıyor.
Çünkü bu kez Türkiye yalnızca başka ülkelerden gelen bir spor branşını uygulayan ülke değil;
bir spor branşının doğduğu ülke.
Bu durum spor diplomasisi açısından da önem taşıyor.
Türkiye’den başka ülkelere;
- Antrenör eğitimleri,
- Hakem eğitimleri,
- Uluslararası turnuvalar,
- Sporcu değişimleri,
- Kulüp yapılanmaları,
- Eğitim projeleri
üzerinden yeni bir spor ağı kurulabilir.
Böylece Pick-Pong, Türkiye’nin spor alanındaki uluslararası görünürlüğüne katkı sağlayabilecek yeni bir araç haline gelebilir.
Dünyaya anlatılabilecek bir Türkiye hikâyesi
Türkiye’nin spor alanında dünyaya anlatabileceği hikâyelerden biri artık yalnızca başarı kazanmış sporcuların hikâyesi olmak zorunda değil.
Bir başka hikâye de şu olabilir:
“Türkiye’de yeni bir spor branşı doğdu.”
Ve bu branşın temelinde yalnızca rekabet yok. İnsanları bir araya getirmek var.
Erişilebilirlik var.
Sosyal uyum var.
Fair Play var.
Kadınların ve erkeklerin birlikte oynayabilmesi var.
Farklı yaş gruplarının aynı sahada buluşması var.
Engelli ve engellli olmayan bireylerin birlikte mücadele edebilmesi var.
Kısacası sporun en temel amacı var:
İnsanları bir araya getirmek.
Bir raketten başlayan küresel hikâye
Bugün Pick-Pong henüz yolculuğunun başlangıcında.
Ancak Türkiye’de doğan bu sporun önünde önemli bir fırsat bulunuyor.
Kurallarını geliştirmek. Sporcu sayısını artırmak. Antrenör ve hakem ağını genişletmek.
Okullara ve üniversitelere ulaşma
Sosyal sorumluluk projelerinde daha fazla yer almak.
Ulusal ve uluslararası Pick-Pong turnuvaları düzenlemek.
Ve en önemlisi Türkiye’den başka ülkelere ulaşmak.
Belki yıllar sonra dünyanın farklı şehirlerinde bir Pick-Pong sahası kurulacak.
Belki Türkiye’de geliştirilen oyun, farklı ülkelerden çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin ortak spor dili olacak.
Ve belki o sahalarda oynayan insanlar Pick-Pong’un nerede doğduğunu hatırlayacak:
Türkiye’de.
Bu nedenle Pick-Pong’un hikâyesi yalnızca yeni bir sporun hikâyesi değildir.
Bu, Türkiye’nin spor alanında yeni bir değer üretme hikâyesidir.
Bir fikrin oyuna, oyunun spora, sporun kültüre, kültürün ise dünyaya dönüşme hikâyesidir.
Türkiye’den dünyaya: Pick-Pong
Davut Güngör ve Alex Nışan Kıllıoğlu tarafından geliştirilen Pick-Pong, bugün “Eşit Katılım, Eşit Rekabet” anlayışıyla büyüyen Türkiye merkezli kapsayıcı bir spor modeli olarak yolculuğuna devam ediyor.
Dünya Fair Play Günü’nde uluslararası platformlarda yer alması ise bu yolculuğun yalnızca Türkiye sınırları içerisinde kalmadığını gösteren önemli gelişmelerden biri oldu.
Şimdi önümüzde yeni bir hedef var:
Türkiye’de doğan bir sporun dünyada oynanması.
Ve bu hikâyenin en güzel tarafı belki de şu:
Pick-Pong’un kazananı yalnızca maçı kazanan kişi değil.
Oyuna katılabilen herkes.
Pick-Pong
Türkiye’den Dünyaya.
Eşit Katılım. Eşit Rekabet.
Kimse Geride Kalmasın.